Özlediğim ne varsa hepsini özledim…
Çocuk saflığında aşklarımı özledim…
Çocuklukta kalmış kaygısız günlerin hafifliğini özledim…
Hayatın sadece bir oyun olduğu
Gözyaşlarımın sadece bir oyuncak için aktığı
Ve bütün küsmelerime rağmen aslında hiç küsmediğim anlarımı
Bütün yaramazlıklarıma rağmen yinede sevildiğimi hissettiğim
Çocukluğumu özledim…
Şimdi hepsi birer özlem sadece…
Büyürken benimle birlikte büyüyen kederlerimin gölgesinde asılı kalmış ruhumun iç sızısından başka bir şey değil.
Camdan hayatların kırılgan taraflarında kanayan avuçlarımdan başka bir şey değil kalanlar…
Virgül koyduğum hayatımın ondan sonraki kelimelerinde bir film takılıyor gözlerime. İLKBAHAR, YAZ, SONBAHAR, KIŞ… VE İLKBAHAR.
Doğumdan ölüme yaşamdaki mevcudiyetimize ritim kazandıran mevsimlerin gücüne kimsenin karşı koyma gücü asla olmayacaktır.
Bahar ve yazın sıcaklığı ve şiddetinin ardından
Hüzün ve keder mevsimi güz gelecek
Onu da yüreğimizin titrediği kış takip edecektir.
İlkbaharda camımıza değen badem çiçeklerini
Yazın yeşilini
Sonbaharda sararan hüzünlerimizi
Ruhumuzda yaşanan kara kışları
Ve her şeye rağmen yeniden içimizi ısıtan ilkbahar hatıralarını hiçe sayma hükmümüz yoktur.
Ve hiçbir zaman olmayacaktır.






