Galatasaray, İsrail’de
->
Aslan Perşembe günü eski adı ile UEFA yeni adı ile Avrupa liginde ki 56. Sınavına çıkacak. Rakip İsrail temsilcisi Maccabi Netanya, Galatasaray tarihinde ilk defa bir İsrail takımına karşı mücadele verecek. Daha önce Türk takımları İsrail temsilcilerine karşı Avrupa da başarılı bir istatistik ortaya koydu. Açıkçası Perşembe günüde Galatasaray bu geleneği bozmayacaktır. Rakip Avrupa kupalarında deneyimsiz bir takım. Bu maç Netanya’nın Avrupa kupalarında ki 9. maçı. Üstelik bu kez karşılarında Avrupa fatihi bir takım var. Açıkçası çok büyük bir şanslarının olmadığını kendileri de biliyordur. Aslan hem deplasmanda hem de iç saha da tecrübesini ve klasını sahaya yansıtıp her iki maçı da zorlanmadan alacaktır. Zaten teknik direktör Frank Rejkaard da yaptığı açıklamada, her iki maçı da çok ciddiye alarak sahaya çıkacaklarını ve herhangi bir sürpriz yaşanmadan turu geçeceklerini düşündüğünü söyledi. Zaten aksini düşünmek Galatasaray gibi büyük bir camiaya yakışmaz.
Galatasaray’ın maç öncesi en büyük sıkıntısı, henüz takımın birbirine ısınamaması gerçeği. Bu durum Aslanı her ne kadar zayıf kılsa da Galatasaray sadece bireysel bir futbolla dahi bu maçı kazanabilecek güce sahip. Zaten F. Rejkaard ın en önemli özelliği, hiç kuşkusuz bir biri ile makine dişlisi ahengi ile hareket eden bir takım yaratabilme gücüdür. Zaman geçtikçe düzenin de oturtulmasıyla Aslan böyle bir yapıya kavuşacaktır. Önemli olan bu zaman diliminde sürprizlerin yaşanmaması. Şahsen kötü bir senaryonun yaşanmayacağına eminim. İşler ne kadar kötü giderse gitsin, mutlaka bir star çıkıp sazı eline alır ve arzu edilen skora bizi taşır.
Her ne kadar maç rakip sahada oynansa da Galatasaray’ın Türkiye’ye mutlak bir zaferle döneceği kanısındayım. İsrail de alınacak güzel bir skor, oynanacak güzel bir futbol hem tur için hem de gelecek için futbolcuları ve camiayı umutlandıracak ve böylelikle arzu edilen yolda doğru adımların atıldığı kamuoyu tarafından görülecektir. Allah korusun olası bir yenilgi veya beraberlik Aslanı derinden yaralamaz ama prestijini sarsar. Eğer ilerdeki rakiplerin kendilerinden korkmasını istiyorlarsa sadece evinde yapılan maçları kazanmak yetmez. Deplasmanda alınacak galibiyetler, her zaman olası rakiplerin moralini bozar.
Eminim ki Frank Rejkaard bu olgunun bilincindedir. Zaten söylemleri de bu gerçeğin bilincinde olduğunu ispatlar nitelikte. Günümüz futbolunda büyük takım, küçük takım olgusu ortadan kalkmış durumda sahaya çıkıp canını, kanını ortaya koyan takım, hele de bir de günün de ise maçı lehine bir skor ile tamamlayabiliyor. Futbolun bu denli yoğun yaşandığı ülkemizde Galatasaraylı futbolcuların bu durumun bilinci ile hareket edip İsrail den çok güzel bir sonuçla Türkiye’ye döneceği kanısındayım. Bir şeyden emin olsunlar ki Türkiye’ye döndüklerinde Apron da onları yüzlerce futbol sever bağrına basacaktır. Tıpkı milyonlarca sarı kırmızılı taraftar gibi.