Ne olsak acaba?
Ülke olsak…
Sevgili olsak…
Dün, bugün, yarın olsak…
Olmak istediğimizi olsak…
Ne olsak acaba? Bir yüktür insanın aklında bu soru. Doğduğu andan itibaren başlayan ve ölene değin cevabını aradığı anlamsız bir soru. Önce aile bireyleri karar verir ne olman gerektiğine. Birine göre öğretmen olmalısındır. Diğerine göre mühendis. Bir keşmekeş bir karmaşa başlamıştır. Sonra karar verilir. Uygun program seçilir ve programlanırsın. Artık pilin takılmıştır ve bitene dek itaatlere uymak zorundasındır.
Hayat başlamıştır. Kendini tanımaya fırsatın olmadan başına üşüşen kalabalık arasında sana sorulacak sorular hep aynıdır. ‘’ Büyüyünce ne olacaksın’’ Ne olman gerektiğine karar verilmiştir zaten. ‘’ Ben büyüyünce öğretmen olacağım. Ben büyüyünce doktor olacağım’’ dersin. Çünkü öyle olman istenmiştir senden. Bu uğurda çabalarsın. Bitmek bilmeyen bir yarış başlamıştır. Toz toprak içinde, nefes nefese bir yarış… Amaç bellidir. Gidilecek hedef bellidir.
Ama belki sen öğretmen değil de iyi bir ressam olmayı düşlemişsindir. Kısık sesinle karşı çıkarsın ‘’ Ben ressam olacağım’’ Ama duyulmaz sesin. Duyanlarda hemen dikilir karşına. Kabahat işlemiş gibi susturulursun. ‘’ Nereden çıkarıyorsun bu yeni icatları. Kendini devletin sarsılmaz kapısına daya. Aybaşı dediğin nedir ki geliverir hemen’’ En kutsal öğretmenlik görevi bile artık sağlam bir dayanaktır. Para kazanmanın en kolay yolu devlet kapısıdır…
Sonra münasip bir aday bulunur. Evlenme vaktin gelmiştir. Artık olacağın bellidir. Anne ya da baba… Yine sormazlar ne olmak istediğini. Zaman gelmiştir. Ve kurallar işlemeye başlamıştır yine. Hayatın tüm yükü artık omuzlarındadır. Bir süre sonra daha büyüdüğünü bile anlamadan bir çocuğun sorumlulukları yüklenir sırtına. Bundan böyle hayat onun için yaşanacaktır. Kendi hayatın hakkında alamadığın kararları onun üzerinde uygulamaya başlarsın. Artık o da bu sistemin bir parçasıdır.
Ve dersin ki benim yapamadığımı çocuğum yapmalı. Ben ressam olamadım. Ama benim çocuğum ressam olmalı. Ve daha doğmadan programlarsın kendine yapıldığı gibi. Tik tak… Tik tak… Sana sorulmamıştır ne olman gerektiği. Senin istediğinin değil seni yönetenlerin ne istediği önemli olmuştur daima. Bu bir kuraldır. Aile anayasası hükümleri gereği karar verilmiş, ceza kesilmiştir. Ve bu düzen aynı şekilde devam edecektir. Kimse ne olmak istediğini bir diğerine hiçbir zaman sorma lüksünü bahşetmeyecektir. İstisnalar hariç…
Ne olsam acaba? Diye kendimize sorma zamanımız hiç olmamıştır. Olmak istediğimizin ne olduğunu anlama zamanımız olduğunda belki de geç kalmışızdır ne olacağımıza karar vermekte. Bir şey olmaya çalışırken belki de olmamız gerekeni unuttuğunuzun farkına bile varmadan kendi dünyamızda kaybolup gidiyoruz.
Mutlu olsak…
Mutlu olsak…
Mutlu olsak…
Ne olsak acaba…
Şu an tam 43 kişi yazıları RSS ile takip ediyor. Sen de üye olmak ister misin? Henüz yorum yapılmamış.
Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.