Çıkıyorum akşamları
Oturuyorum sandalyeme
Sırtımda atlet,yaz akşamları
Bakınıyorum ışıklar altında şehrime
Şehrim,ıssız yollarında teker gıcırtıları
İnsanlar yabancı,rüzgar esiyor
Görüyorum,kadın mırıltıları
İnsanlar daha yabancı,birbirlerinden geçiyor
Kenarlara dizilmiş saksılar
Neşe içinde büyüyen naneler
Yukarıdan,köşede birikmiş çöplere baksalar
Yemek artıkları,kağıtlar,kediler,daha neler neler
Çekiliyorum köşeme,seyrediyorum hayatı
Bazen ilham geliyor,yazıyorum bir şeyler
Ara sıra yazdıklarıma yansıtıyorum hayatı
Alınmıyorum,çoğu kez beni görmeseler
Engin Sevinç
Bir Damla Aşk
Süslü kaldırımların azap gülleri
Bilseniz ne hoş kokar yağmur yağarken
Güneşin kollarıyla dans ederler
Yanarlar,ama ıslanmazlar
Yüreklerinde hep bir burukluk vardır
İnsanlar gelip geçerken yanlarından
İçlerine bir sızı çöker , derinden
Hiç ses etmez, ağlamazlar
Plaklardan yükselen melodiye uyarak
Tekerlerin cant gıcırtılarını seyrederler
Arabaların biri gidip ötekisi geri gelirken
İçindeki fahişelere aldırmaksızın
Hep saygı duyarlar özlem dolu bakışlarıyla
Bir ara eğilip bir tanesini ...
İhtiras, Özlem, Acı, Karmaşa, Hüzün, Sevinç… Aşkı tanımlayan bütün kelimeler yetersizdir onu anlatmaya. Sessiz ve derin bir dünyanın sinemalarında oynayan duygu yüklü bir film gibi, Karanlık zindanlara mahkûm olmuş bir esir tutsaklığında, Ateş ve su kadar zıt, Toprak ve bitki kadar bağlı, yalan ve doğru kadar kardeş…
Anlamlı ve anlamsız…
İnsanın başını ...
Özlediğim ne varsa hepsini özledim…
Çocuk saflığında aşklarımı özledim…
Çocuklukta kalmış kaygısız günlerin hafifliğini özledim…
Hayatın sadece bir oyun olduğu
Gözyaşlarımın sadece bir oyuncak için aktığı
Ve bütün küsmelerime rağmen aslında hiç küsmediğim anlarımı
Bütün yaramazlıklarıma rağmen yinede sevildiğimi hissettiğim
Çocukluğumu özledim…
Şimdi hepsi birer özlem sadece…
Büyürken benimle birlikte büyüyen kederlerimin gölgesinde asılı kalmış ruhumun iç sızısından başka ...
Biraz kırgınım kendime bu aralar. Neden bilmiyorum. Havalardan mı yoksa geçmişin iz düşümünden mi anlayamadım bir türlü. İnsan kırılır mı kendine? Ya da bir insan nasıl kırar kendi ruhunu. Bende mi var acaba bir tuhaflık?
Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır dediler. Bir acı kahve yaptım kendime… Kırk yıl hatırım ...