Türk Eğitim sistemi çatırdıyor
->
Sümerlerin ilk yazıyı M.Ö. 8000 yılında ilk alfabeyi ise M.Ö. 3500 yılında bulduklarına inanılır. Göktürkler ilk yazıtlarını 732 yılında yayınlamışlar. İlk kitap 15. Yüzyılın ortalarında yayınlanmıştır. İslam aleminin ilk emri “ İKRA “ ile yani “ oku “ ile başlar. Yazının önemi binlerce yıl öncesine dayanmasına karşın maalesef ülkemiz, okuma özürlü bir toplum olma özelliğini bir türlü yıkamamıştır. Günümüz Türkiye’ sinde halen sınav sistemlerini tartışan eğitimciler ve bürokratlar, Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ ün gösterdiği yoldan ne kadar uzak olduklarını bize ispatlarcasına çabalar içerisinde bulunmalarını, umutsuz gözlerle izlemekteyim.
Összede çocuklarımız, bu yıl yeniden yeni sınav sistemine alışmak zorunda bırakılıyor. Neredeyse 3 yılda bir değişen eğitim sisteminden artık gına geldi. Peki ama bu işe, genel bir çözüm yolu bulmak bu kadar zor mu? Öncelikli adım eğitimde ki problemleri anlamaktan geçiyor. Bu problemleri hasır altı ederek, görmemezlikten gelerek bir yere varamayız. Öncelikle aksayan noktaları masa üstüne yatırmalıyız. Köklü bir eğitim reformuna imza atmamız elzem olmuştur. Bu reformda yer alacak değişimler nelerdir? Şimdi bu konuyu biraz irdeleyelim.
- İlk reform eğitimciler üzerinde yapılmalıdır. Bir an önce öğretmenliği yarım gün çalışma ve üç ay süren uzun tatilli bir meslek olarak gören beyinlerden kurtulmalı. İşlerini gerçekten layığı ile gerçekleştirecek, sorumluluk sahibi bireyleri bulup çıkarmalı ve bu insanları en doğru şekilde hazırlayıp öğrencilerimizin karşısına çıkarmalıyız. Ulu önderimizin de dediği gibi; “ Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.”
- Bir diğer önemli konu ise müfredat konusu, modern dünyaya uzak, çağın gerisinde kalmış konularla öğrencilerimizin beyinlerini doldurmaya gerek yok. Bir an önce eğitim alanında güvenilirliği kanıtlanmış ileri görüşlü profesörlerden oluşan bir kurul, müfredat sistemini incelemeli ve Türkiye’mizi modernize edebilecek bireylere uygun müfredatı eğitim camiasına kazandırmalıdır.
- Öğrencilerimize tıpkı Avrupa ve Amerika da uygulanan, eğilimlerinin ön plana çıkarıldığı eğitim programları uygulanmalıdır. Öğrenciler henüz ortaokul da iken uygulanacak psikolojik ve yetenek testleri ile ilgi alanları belirlenmeli başarıyı yakalayacakları alanlarda eğitim görmelerinin yolu açılmalıdır. Unutulmamalıdır ki “ Ağaç yaşken eğilir. “ doğru çağda doğru yönlere yönlendirilecek çocuklar, yarının Türkiye’sini inşa edecek kişilerin ta kendisidir. Aslında bu madde Türk eğitim sisteminin uzun vadede kurtuluş reçetesinin ta kendisidir.
İlk iki maddede belirtilen acil eylem planı muhtemelen kurtuluşun en zor aşamasıdır. Bu dönemde yaşanacak sorunlara rağmen son maddenin uygulanması ile yetişecek bireyler üst düzey bir donanıma sahip kişilikler olacak ve eğitimde devam edecek sorunları aşacak yegane insanlar olacaktır. Bu nesil büyük sorumluluklar üstlenip ülkeyi refaha taşıyacak, ömürlerini Türkiye’nin gelişmesine adayıp sağlam nesiller yetiştirecektir.
Şu ana kadar ortaya çıkan tabloya baktığımızda önümüzde onlarca meşakkatli yılın var olduğu aşikardır. Unutulmamalıdır ki hiçbir zafer kolay kazanılmaz. Bir şeylere emek harcamaksızın sadece sınav sisteminin de oynamalar yaparak eğitim sistemini düzeltemeyiz. Umarım eğitim sisteminin başında olanlar bu gerçeği bir an önce görürler en büyük korkum ise bu gerçekleri fark edip anı kurtarmak adına hareket etmeleridir ki böylesine acımasızlığı bir insana yakıştıramam.
Turkcell, yeni BizBize Kamu tarifesiyle bireysel ve kurumsal hatlı kamu çalışanı müşterilerini tüm vergiler dahil ayda 35 TL’ye, her yöne tam 1200 dakika konuşturacak.